
Ne mükemmel bir tuş kombinasyonusun sen CTRL + Z bazen gerçek hayatta olmanıda istiyorum şahsen. CTRL + Z nin ne işe yaradığını açıklamak gereksiz ama şöyle kısa bir girizgah olsun diye azda olsa hatırlatayım. CTRL + Z çoğu programda yanlışlıkla yada isteyerek yaptığınız bir işi geri almanıza yarar....
Geçenlerde 4 yazılımcı oyun oynarken (onlar kendinide sonucuda bilirler :P ) geldi aklımıza birimiz elimizi attık sonra geri çektik ve birimiz hemen yapıştırdı yok öyle CTRL + Z diye. Aslında günde binlerce kere aynı anda bastığımız mükemmel iki tuşun yokluğunu derinden hissettirdi bize. Zaten sonra dilimize de yerleşti.......
Sonra kendi kendime düşündüm ya olsaydı diye neleri geri alırdım diye ve bir sürü şey geldi aklıma ama şunu anladımki bu geri almak istediğim şeyleri düşününce neredeyse hiç birini pişmanlıktan geri almak istemiyormuşum, tümü yaptığımı yine yapmayı ama DAHA İYİ YAPMAYI istediğimdenmiş.... Bu nedenle mutluyum, en azından yaptığıma pişman olduğum çok şey yokmuş hayatımda .....
Tabi bu işin bir tarafı, diğer tarafından baktığımda da şu geliyor aklıma : eğer yapmadığım şeyleri yanlış yaparsam geri alabileceğimiz bilsem neleri denemek isterdim? Bu kısım için sanırım sınır hayal gücüm ama bazı belli başlı şeylerde var, herkeste olduğu gibi.... Buda biraz burktu kalbimi, yapmak istediğim ama yapamadığım şeyler varmış hayatımda....
Sanki CTRL + Z varmış gibi yaşasak bir süre nasıl olur acaba ?
Hayatınızda yaptığınızı geri alabileceğinizi bilseniz nelere CTRL + Z yapmak yada neleri denemek ve yanılmakan korkmazdınız ????
Bir yazılım geliştiricide hayata böyle bakar işte :) CTRL + C --> CTRL + V olmadı CTRL + Z :)

Yılbaşında hedeflerimiz arasına "Doğaya Daha da Dost olabilmek" diye bir madde yazmıştık, bu konuyla ilgili kendi çapımızca yaptıklarımız ve yapmak istediklerimiz konusunda elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.
- Bunların arasına şirkette kullanılan pillerin de kağıtlar gibi bir yerde biriktirilmesi ve pil dönüşüm kutularına atılması (kendim bizzat üstlendim bu görevi),
- Evimdeki kağıt kutumun geri dönüşüm noktalarına taşımasına devam edilmesi
- Ampullerin enerji tasarruflu hale getirilmesi
- Benim için en önemli konuların başında olan eve gelen fatura, dökümlerin yarattığı kağıt,zarf,mürkekkep israfı olarak gördüğüm tüm işlemlerin sıfırlanması (eve ödenecek hiç bir fatura gelmiyor olmasının psikolojik olarak verdiği rahatlığı anlatmıyorum) ve bunların tümünün sadece online ödeniyor ve hiçbir dekont kullanılmıyor olması.
Biz kendi bireysel çalışmalarımızı yapa duralım Business Week'in geçen sayısında yer bulan ve daha sonrada internetten araştırdığım bir konu varki gerçekten duyduğumda helal olsun dememe neden oldu. Avea'nın baz istasyonlarından bir tanesini tümüyle doğa dostu olarak hayata geçirerek, çevreye suyarlılığını göstermiş olması.
Avea'dan yapılan açıklamanın beni en çok ilgilendiren kısmı paylaşıyorum, geri kalan tüm açıklamayı okumak isterseniz
http://www.avea.com.tr/tr/sta/hakkinda/basinodasi/ort_20090513.shtml
Avea için özel olarak tasarlanan ve iki ay önce faaliyete geçen baz istasyonu rüzgar türbininin güneş enerjisi ile desteklenmesiyle çalışıyor. Çevre dostu baz istasyonlarının sayısını artırmayı hedefleyen Avea, bu sayede bir yandan yaptığı yatırımlarla hızlı büyümesini sürdürürken bir yandan da hem ülke ekonomisine hem de çevreye katkı sağlamayı amaçlıyor. klima kullanımını azaltmak üzere doğal havalandırma sistemi (Free Cooling) ve nano teknoloji ısı yalıtımı boya kullanımı ile çevre dostu projelerini sürdürüyor.
Emeği geçen herkesi kutluyorum.....
NOT: Marka ismi geçtiğinden ve Kimsenin hakkını yememek adına bizde şunu yapmıştık diyen varsa paylaşmaya hazırız..

Herkesin genel olarak kabul ettiği bir gerçek vardır ki düzenli olmak iyidir. Ben de aslında çok zıt bir görüşte değilim ama yaşadığım bir olayı paylaşarak aslında düzenli olmanın her zaman mutluluk ve başarı getirip getimediğini sorgulamaya çalışıcam.
Düzenli olmak adına tüm takip ettiğim bloglarımı, önemli widgetlarımı ve kendi yapılacaklar listemi netvibes üzerinden takip ediyorum. Henüz bu şekilde bir uygulama kullanmıyosanızda tavsiye ederim. http://www.netvibes.com
Netvibes'i yaklaşık 2-3 senedir kullandığımdan takip ettiğim blog sayısı ve bunların toparlandığı tab (grup) ların sayısıda fazlaca artmıstı. 2 hafta önce bunları düzenlemek için kolları sıvadım ve 3-4 saatlik bir çalışma sonucunda çok sık güncellenmeyenleri silip, aynı özellikte olanları aynı tab'larda topladıktan sonra ortaya çok düzenli aradığımı hemen bulabildiğim yep yeni ve düzenli bir alanım oluşmuş oldu.
Daha 1 ay bile geçmemiştiki çok önemli bir şey farkettim ve eski düzensiz netvibes alanımı geri istiyorum :(
Neden mi ?
Düzensiz alanımda binlerce okunmamış olduğundan, her girdiğim yerde farklı bişey çektiğinden ve bir an önce herhangi birini okumak için gayret içinde olduğumdan gün sonunda 10larca girdi okumuş ve yatağıma yattığımda doğru/yanlış iyi/kötü baya bir bilgi edindiğime inanarak uyuyordum.
Şu anki o düzenli, pahabiçilemez alanımda ise nedense bu zevki alamıyorum ve mutlu değilim bunun nedeni nedir diye düşündüğümde ve kendimi takip ettiğimde gördümki içinde 10 dan fazla blog olan bazı tablara isminden dolayı hiç girmediğimi, girdiğim tablarda aynı konu üzerine yazılan yazılarında çoğunu okuma zahmetinde bulunmadığımı gördüm. Gayet net neyin nerde olduğunu bildiğim için artık sadece çok merak ettiklerime giriyor diğerlerini es geçiyorum buda benim günlük girdi okuma sayımı ve bilgilenme barajımı aşaılara çekmiş bulunuyor.
Anladım ki düzenli olmak her zaman da mükemmel olmuyormuş :( Eski günlerimi istiyorum, bugunden sonra kendime her gün daha da düzensiz bir alan yaratmak için uğraşıcam sanırım ......
Yanlış anlaşılma olmasın diye tekrarlıyım : Düzene karşı değilim ama bazen düzensizlik daha iyi oluyormuş ....


Herkesin Ulaşılabilirik İçin
Bir Çözümü olmalı
Bir firmanın tercih edilmesi için önemli unsurlar nedir diye sorduğumuzda çoğu cevabın kalite,güvenilirlik,marka vb. gibi hepimize doğdumuzda yüklenmiş olan cevapları alacağıma eminim. Yalnız konu teknoloji olduğunda durum farklı oluyor. Hele de bu teknoloji yazılım geliştirme hizmeti vermek ise.
Akla ilk gelmesede değerlendirmelerde ilk düşündüğümüz kriter ulaşılabilirlik oluyor. Teknoloji içeren bir hizmet yada Ürün aldığınız firmanın ulaşılabilir olması, ürünün kalitesinden veya hizmetin kusursuzluğundan daha önemli bir nokta. Şirketimizde kullandığımız yazılımların ve seçtiğimiz diğer bilişim şirketlerinin (10!dan fazla kurumdan bahsediyorum) %90'nının Patronuna yani en yetkili kişisine İlk yada 2. aramamızda ulaşabildiğimizi gördüm. Bu bizim için önemli çünkü patronun bir işi önceliklendirmesi demek o işin çalışan için gerçekten öncelikli olması anlamına gelir. Burada o şirkette kaç kişinin bize himet verdiğinin bizim için bir önemi olmadığı açık, asıl önemli olan yetkili kişeye ne kadar çabuk ulaşabildiğimiz.
Bunun nedenini uzun uzun anlatmaktansa küçük bir örnek vermek istiyorum.
1. DURUM : Süper bir yazılım satın almışınız, kusursuz çalışıyor ama bir gün çok ufak bir hata çıkıyor ve işlerinizi yapmanızı engelliyor. Yazılımın aldığınız şirkete ulaşmak istiyor ama mail trafiği, açılan çağrılar, telefon konuşmaları derken bu süreç bir günü buluyor. Bir gün sonra eline hata ulaşan developer(yazılım geliştirici)ın hatayı onarması 30 dakikasını alsada sizin ulaştığınız kanala geri dönüş yapması ile birlikte bu süreç 2 gün oluyor. 2 gün boyunca işleriniz aksadı.
2.DURUM : Süper olmasada kendi çapında iyi bir yazılımı, lokal bir yazılım firmasından alıyorsunuz. Nadir olmayan hatalardan birinin çözülmesi için yapmanız gerekeni yapıyor ve konuyu şirketin en üst yada bir altı kişiye direk iletebiliyorsunuz ve bu süreç yarım saatinizi alıyor, görüştüğünüz kişi direk developer'a işi geçerek geri dönüşünü size yarım saat içinde bildiriyor. Nasıl ama 1 saatten biraz fazla bir sürede probleminiz hallaldu.
Durumların aynı işi yapan bir yazılım için iki farklı firmadan geldiğini düşündüğümüzde Süper olan programımı yoksa kendi çapında iyi olanımı tercih edersiniz ? Ben işin diğer tarafında bile olsam mutlu müşteri adına herzaman 2.Durum'u tercih ederim. Tabi durumlardan birincisinin büyük kurumsal bir yapıdan, ikincisininse bir KOBİ'den geldiğini anlamak çokta zor olmasa gerek.
İşin özü bu yazıda gelmek istediğim konu şu ufak yazılım firmalarının aslında çok büyük bir avantajı var buda ulaşılabilir olmaları, ufak olmak herzaman dezavantaj yaratmıyor müşteri gözünde. Bunun bilincide olan firmaların da daha iyi noktalara geleceklerine inanıyorum. Önemli olansa büyüdükçe hala ulaşılabilir kalmayı sağlayabilmek.
Sitenin sağ tarafında farklı yerlerde çektiğim fotoğrafları paylaşmaya çaışıyorum, zaten sitenin en üstündeki resimden eline fotoğraf makinesi geçince kendini kaybeden birisi olduğum belli oluyodur :)
Bu resim galerilerinin biraz daha ön plana çıkması, hatta kim bilir bazı resimlerin yorumlana bilmesi için galerileri açtıktan sonra buradanda bildirmeye karar verdim. Umarım keyif verici olur....
Albümün kendisine : http://www.syalcin.net/gallery/12.aspx adresinden de ulaşabilirsiniz..

Baştan belirtmem gerekirse geçen günlerde kendime yeni bir bilgisayar aldım, bilgisayarımı kargodan aldığım günde KDV indirimi oldu :) Canım acıdı ama vatan sağolsun....
KDV indirimlerine baktığımda gördüğüm bir genellemeyi paylaşmak istiyorum. KDV indirimlerinin genelinin stoklu mallara yapıldığı, elde kalmasındansa biran önce piyasaya girmesi ve çarkların dönmesi için bir enerji oluşturması hedeflenen mallara yapıldığı ve malesef bunun bile biraz geç yapıldığını düşünüyorum. Örneğin arabalar için örneğin emlak için baktığımda yada bilişim ürünleri konusunda durum hep aynı. Arabalar için stoklarda kalan ürünler satılıyor(yeni üretim yok), inşaat sektöründe arz fazlası eritiliyor (ordan gelen geliri yeni yatırımlara kullanacak kaç inşaat firması vardır acaba), bilişim sektöründe genellikle hazır ürünleri kapsıyor ki zaten bu ürünlerin çoğu ithal ve satış/komisyon üzerine kurulu.
Yazılım sektörü benim konum olduğundan direk aklımdakileri bu sektör üzerinden özetlemek istiyorum. Yazılım beyaz bir dosyadan kullanılabilecek bir ürün elde etmeye giden bir süreç, emek yoğun, birşeyler alıp üstüne komisyon koyup sattığınız ürünler olsada hedef kendi uygulamanızı geliştirmeniz. Bu gibi emek yoğun bir sektöre kdv indirimi geldiğini hayal edelim. Birşey alıp satmıyorsunuz, geçen siparişten elinizde kalanları satmak gibi bir durum yok yada yeni siparişinizi 1 konteyner fazla vererek durumdan faydalanmak gibi bir şansınızda. Yapabileceğiniz tek şey yeni geliştiriciler İSTİHDAM ederek projelerinizi geliştirmeniz. Orta dereceli bir yazılım projesinin bile 6-12 ay sürebileceğini düşünürsek buda bu süre boyunca yeni üretim yapabilecek insanlara iş sağlamış olucaksınız.
Çok büyük bir hayal mi bilmiyorum ama bu gibi sektörlerede bir el atılsa fena olmaz kalkınmak için üretmek lazım Microsoft'un "Türkiye Bilişimle Kalkınıyor" sloganı bana göre çok başarılı bir yaklaşım.
KDV indirimi yapılmasın demiyorum ama stok eritmek yerine, üretime katkısı olucak sektörlerede yapılmasını diliyorum sadece.
NOT : İşler iyi gidince zam yapılmasıda olayın farklı bir dramatik yanı gibi geliyor bana...

Microsoft yazılım geliştiricilerin artık lisans problemi yaşamaması gerkektiğinin iyice farkında. Web uygulamalarındaki gelişme ve popülerlik, bunun yanında da hızla yaygınlaşan Açık kaynak kodlu (Open Source) uygulamaların git gide çoğalması Microsoft'un kıvrak zekası ile birleşince ortaya yine çok kullanışlı bir sistem çıktı üstelik tamamen ücretsiz ve lisans gerektirmiyor.
Microsoft Web Platform, Web Application Galery Web platform Installer olarak lanse edilen bu sistemle, http://www.microsoft.com/web/ sitesine girip installer'ı bilgisayarınıza yükleyip kurduktan sonra web tabanlı bir uygulama yapmaya yetecek olan aşağıdaki programlar bilgisayarınıza otomatik olarak yükleniyor.
- .NET Framework
- IIS and Extensions - Uygulamayı çalıştıracağımız servis
- SQL Server - Veri tabanımız
- Visual Web Developer- Uygula geliştireceğimiz platformumuz
- Extra and Goodies - Hayatımızı kolaylaştıran araçlar :)
- Popular Web Apps - Open source ve çalışır durumda örnek uygulamalar
En hoşuma giden özelliği bir MVC,silverlight ve hatta PHP uygulaması yapmak istiyorsanız eski development araçlarınız olsa bile kurmanız işlerinizi çok kolaylasştırıyor çünkü tüm templateler, örnekler ve help bu paket ile birlikte geliyor.
Bunun yanında 60 günlük ücretsiz web hostinginizle yaptığınız uygulamanızı hemen dünya ile paylaşabiliyosunuz.
Microsoft'un gözümde herzaman en mükemmel olduğu konu kullanıcı dostu uygulamalar/sistemler geliştirmesidir.
Tek Cd ile kurulan işletim sistemi, tek tıkla indirilen ve yüklenen programlar kullanıcılar için hep öncelikli seçim tercihi olmuştur.
Yazılım geliştirme süreci içerisindede en kullanışlı yazılım geliştirme aracı benim için Microsoft IDE'leri olduğundan web tabanlı yazılım geliştirmek isteyenlerin http://www.microsoft.com/web/ sitesinden daha detaylı bilgi alarak, yazılımlarını geliştirmeye başlamalarını tavsiye ediyorum.
Kısa da olsa kariyerim boyunca gerek müşterilerimiz de olsun gerekse kendi çalıştığım şirketker olsun çok farklı yapıda organizasyonlarla karşılaştım. Tam olarak genellemek yanlış olsada bunları ilk olarak kurumsal olan ve olmayan şirketler diye ikiye ayırabilirim. Sonuçta hepimiz şirketimizin "nekadar" kurumsal olup olmamasını sürekli sorgularız.
Kurumsal şirket dendiğinde akla gelen kurumun misyonunun ne olduğunun bilinmesinin yanında, herkesin de işinin belli olduğu anlayışıdır. Olması gereknede budur. Ama benim dikkatimi çeken konu "fazla" kurumsallaşmış şirketlerde ki departmanlar ve/veya bölümler arasındaki bağlantı.
Bu bizim ülkemizdemi bu şekilde oluyor yoksa genel işleyiş bu mu olmalı ? o konuda bir yorum yapamasamda gördüğüm kadarı ile şirketlerimizin departmanları arasında genellikle bir top benim departmanımdan çıksında hangi departmanı yakarsa yaksın havasının hakim olduğu. Buda bana küçükken oynadığımız İstop oyununu hatırlatıyor. Hani top elinize geldiğinde başkasının adını söyler topu havaya atar ve toptan vurulmamak için kaçardınız ya o misal.
Oysa bence olması gereken tüm departmanların bir sorun olduğunda birbirlerine TOP atmak yerine sorunun nasıl çözüleceğini ve bu sorundan departmanının değilde şirketinin en az zararla nasıl baş edeceğini düşünmesidir. İşler iyi iken herkes güzel ama kötü olduğunda havada uçuşan TOP'un haddi hesabı olmuyor. Biraz kurumsal şirket deneyimi olan herkes 10'larca kere Replay To All yapılmıs uzun mailleri hatırlayacaklardır.
Konuyu özetledikten sonra bunun nedenini düşündüm kafamda onu paylaşmak istiyorum.
Bunun nedeni bence tamamen toplumsal yapımızdaki suçlu arama eğilimidir. Yalnız bu durumda altta olanlardan bahsetmiyorum. altındakine bir problem olduğunda "Bunda suçlu kim ? " diye soran daha üstlerden yada toplumdan bahsediyorum. Kötü bir durum oldugunda ilk sorulması gereken soru "Ne yapmalıyız?" olması gerekiyor. İlk soru " Nasıl oldu oluyo ?" olunca, bizde bu nasılı cevaplamak ve Topu atmakla uğraşırken problem daha da büyüyor ve "Ne yapmalıyız ?" sorusu için bazen geç kalınıyor, atı da alan Üsküdar'ı geçiyor. Bu havada git gide kurumsal bir ideoloji oluyor ve yapışıyor yakamıza.
Kendi departmanımızın sorunsuz olması güzel bir şey ama ortada bir hata varsa bunu kim yapmış olursa olsun çözüm için herkesin elinden geleni yapması gerekmezmi ?
Kurumsallaşmak güzel bir şey ama herkesin hangi departmanda yada hangi mevkide olursa olsun ilk olarak o kurum için çalıştığını anlaması gerekiyor bence....
Crm yani Müşteri İlişkileri Yönetiminin amacı müşterilerin detay bilgilerini kayıt altında tutarak, kişiye özel hizmet sunabilmektir yada en azından böyle olmalıdır.Yaptığımız CRM projelerinde karşılaştığımız ve kurumların takip etmek istediği detay bilgilerin nekadar uç noktalarda olduğunu görmek beni herzaman şaşırtmıştır.
Konuya birey olarak baktığımızda herşey tamam ancak burada önemli olan birbirlerini tanımasalarda aynı ortak özellikleri taşıyan müşterilerimizin oluşturdukları gruplardır. Buna Crm'de segmentasyon deniliyor. Bireyden, sadık bir müşteri yaratmak için kişisel bilgiler ne kadar önemliyse, örneğin yeni oluşturduğunuz bir kampanya yı duyurmak için de doğru hedefi bulabilmek için segmentasyon o kadar önemli oluyor. En basitinden bayanlara ve erkeklere herzaman aynı şekilde davranılmamalı.
10 adet ilginiz olmayan üründen haberdar edildiğinizi düşünelim, 11 bilgi nekadar işimize yarıyacak olsada kaçımız bu 11. bilgiyi dinlemek istiyecektir ?
Nerden geldi bunlar aklıma ??? Dün Kadınlar Günü idi. (Tüm kadınların kadınlar günü kutlu olsun). Cep telefonuma gelen bir mesaj beni yine CRM konusunda düşündürttü.
Mesajda yazan kabaca : X lira para harcarsam bu akşam için Y liralık makyaj hediye ediceklermiş bana :) Spam SMS olayını biran önce rayına oturtmamız lazım bence :)

"Eğer aynı şeyi düşünen iki elemanınız varsa, birini işten atın."
Jerry Krause, Chicago Bulls Genel Müdürü
Fatmanur Erdoğan'ın kariyer yolculuğu adını verdiği bloğunu sürekli takip edenlerdenim, geçen ay da İnnovasyon Çemberi isimli kitabı hediye ettiği kişilerden birisi oldum. Yukarıda ki yazıda işte bu kitaptan bir alıntı.
Çok iddalı ve sinir bozucu bir laf gibi görünsede, altında büyük anlamlar yattığını 2-3 sefer daha okumadan sonra hissettim( alçak gönüllülük :) ). Konumuz innovasyon, işimize katma değer katacak fikirler üretmek olarak en basitinden düşünmeye başlayalım.
Bir şeylerin farklı olması, daha iyi olması için herzaman ihtiyacımız olan farklı fikirlerdir aslında. Bu konuda beni onaylamanızı yada aynı düşüncede olmamanızı bu lafı duyduktan sonra fazla sorgulamıyorum, önemli olan herkesin kafasındaki söylemesi ve söylenenleri dinleyerek, düşünmesi.
İşin ilginci 4 senelik kariyer hayatımda 1 ay içerisinde 10 dan fazla iş görüşmesine gittiğim de olmuştur, aynı gün içinde 10larca ilanı incelediğimde. Genellikle gördüğüm (kendimde aynısını yapıyorum): iş verenin adayın kendi şirketine nekakar uygun olduğunu anlamaya çalışması, adayın da o şirkete nekadar uygun olduğunu anlatmaya çalışması olmuştur. Oysa hiç birimiz bir şirkete neler katabileceğimizi anlatmaya, hiç bir işverende kişinin şirketinde ne farklılıklar yaratıcağını sorgulamamakta. Belkide bu yüzden dudak uçuklatacak yenilikler bizden çıkmıyor.
Gerçi bu günlük hayatımızda da hep bu şekilde değilmidir? Bizimle aynı siyasi görüşü olan, aynı takımı tutan, aynı kültüre ait olduğumuz insanları daha samimi bulmazmıyız.
Herkes aynı şeyi düşünürse farklılığı kim yaratacak ?
Zamanında deli dediğimiz kişiler sayesinde teknolojimiz bu noktaya gelmedimi ?
Çokmu farklı düşündüm yoksa ?