Geçenlerde Yank Yazgan'ın "Kalbinle Düşün,Aklınla Hisset" kitabını okurken piskolojinin hayatımızdaki olaylari açıklamakta cok da zorlanmadıgını tekrar görmüş oldum. Tekrar gördüm diyorum çünkü kişisel olarak piskolojinin hayatımızı gerçekten yönettiğine inanan birisiyim. Her ne kadar düşünen varlıklar olsak da aslında düşünmekten daha çok yaptığımız şey hissetmek. Markette alışveriş yaparken bizi markaların,renklerin,hislerimizin yönetmedigini söylemek yanlış olur çünkü düşündüğümüzde kaçımız market torbalarımızı eve gelip de açtığımızda işimize yaramayacak yada planlarında olmayan birşeyleri de aldığını inkar edebilir ki ? İşte böyşe hayatı yaşarken,insanları seçerken de beynimizden önce, hislerimiz bizi yonetir hep.
Yankı Yazgan'ın beni çok etkileyen tespiti, işler bu noktadayken karar vermek yada iyi-kötü, büyük-küçük,mutlu-mutsuz ayrımı yapılması gerektiğinde içinde bulunduğumuz durumun, yani onun değişiyle konjöktürün çok büyük etkisi olduğunu ve aslında kararlarımızı konjokturun gerektirdiği şekilde yani "Konjoktur Etkisiyle" verdigimizi anlatıyor....
Hoş görüsüne inanarak kendisinin yaptigi örneklemeleri de kullanarak, benim eklemelerimle olayı biraz daha açmak gerekirse: bilediğimiz bir yere tatile, okumak icin uzak ve tanimadigimiz bir yere gittigimizde hayatımızda hiç görmediğimiz insanlarla biranda bizimle ayni duyguları,aynı durumları paylaştığından 40 yıllık dostumuz gibi kaynaşırız, belki gercekten hayatımızda ilk defa görüşüyor, belki yolda yanından geçmiş, belkide trafikte bağırışmışızdır ama o an için o "Konjoktur"de o insanlar bizim en yakın dostlarımız olur çıkalar. Herkes evine döndüğünde çoğunlukla kısa bir süre sonra çoğu unutulup gider.O an için olması gereken herkesin birbiriyle iyi anlaşarak, iyi vakit geçirmesidir. İşte bu duruma "Konjoktur etkisi" deniliyormus. İyi kotü bizim için tamamen konjokture gore oluşmakta, bir diğer deyişle konjoktur bize gercekleri yasanilan ana gore düşündürtmektedir. Çoğu zaman içimizden keske bu insanla başka bir zamanda, başka bir yerde karşılassaydım deriz ya işte buda konjokturun etkilerini değiştirme arzumuzdan olsa gerek.
Toparlıyorum ; bazı durumlarda en iyi tanidigimizi dusundugumuz insanin "nasil nasil yapar?" dedigimiz kararlari için içinde bulunulan konjokturu dusunmeden ne kendimizi nede karşımızdakini suçlamayalım, belkide ayni koşullarda biz olsak bizde ayni seyi yapardik.
Kıssadan hisse: konjoktur fazla değistirilmese iyi olur sanirim :-P yada mutsuzken aynı koşullarda mutlu olabilmek için konjokturel bir değişiklik iyi gelir...
Yankı Yazgan'a hayatıma işik tutan bu yazısı için teşekkürler....